
TÜRK TOPLUMUNDA KADININ YERİ
Kadın… ana, bacı, yâr… Türk erkeği için yalnızca bu kavramlardan mı ibaretti kadın? Yoksa biz ona o kadar çok anlam yükledik ki ne olduğunu bilemez hale geldik?
KİTLELER PSİKOLOJİSİ
“Martin Heidegger, Karl Jaspers, Jean Paul Sartre, Albert Camus, Ortega Gasset gibi diğer existentialist(varoluşçu) filozofların da çıkış noktalarındaki temel budur: kitle içinde kaybolan ferdi kurtarmak, ona kendi müstakil hayatının, varoluşunun anlamını anlatmak ve bunu ona yaşatmak.”
GÖÇMEK ÜZERİNE
Zamanı gelince göçer gider ya herkes, ben de göçüp gidiyorum aslında her gün, her saat ve her dakika. Yalnızca nereye olduğunu henüz anlamış değilim. Her nereye gitsem başka bir yeri özlüyorum. Özlemim geçsin diye sonra kalkıp başka bir yere gidiyorum. Bu yüzden ne nereyi aradığımı ne de nereye vardığımı veya varacağımı bir türlü anlayamıyorum.
OKUMAK
Okumak dediğimiz eylemi gerçekleştiren insanların sayısının giderek azalmasının sebepleri hakkında kafa yoralım mı biraz?
ÇOCUK OLMAK
Çocuk olmaktan daha güzel sayılabilecek çok az şey var sanırım dünyada. Hepimiz eminim ki çocuk olduğumuz bir dönemden güzel bir anıya sahibizdir. En kötü çocukluğu bile yaşamış, aileleri dağılmış, yeniden kurulmuş, yoksulluk içinde yaşamış, en sevdiği oyuncağa hiçbir zaman sahip olamamış veya en sevdiği yemeği bir daha asla yiyememiş olanlarımızın bile çocukluğundan bugünlere kadar içindeki kutuda sakladığı bir güzel anısı vardır.
SANA YAZIYORUM
“Bir yana bütün bu şehrin ışıkları
Bir yana bütün yıldızlar geceleri ışıldayabilen şehirlerde bile
Bir yana sabahları beni uyandıran, akşamüstleri içimi ısıtan güneş
Bir yana gece lambam yarı sönük
Bir yana yıkanırken nehirde balıkların parlak pulları gözümü alan
Bir yana feri sönmüş, ölü gözlerim
BAŞKA BİR ŞEY
Bir yerde okumuştum – nerede olduğunu hatırlamıyorum, kaynak belirtemediğim için beni bağışla lütfen koca yürekli okuyucu – ve diyordu ki “ruhta eksik olan dilde pelesenk olur.”
BULUT
Gökyüzünün en mavi yerine demir atmış olan bir beyaz bulutun son boğumundayım.
ON THE WAY
I’m going to somewhere i don’t know and i don’t care where is it. I don’t want to think where i will be going to arrive.
YOLUNDAN AZADE
İnsan bazen gider ya uzaklarda bir yerlere, ben hiç gelmiyorum o uzak diyarlardan, inanın nedenini henüz anlamış değilim, kafamın sallanıp durmasından ötürü.
ATEŞ
Aldım yine kalemimi elime, almasam ağlayacaktım çünkü. Yazmasam ağlayacaktım demişti bir şair bir şiirinde, onu hiç bu kadar iyi anlamamıştım daha önce. Yazmasam ağlayacaktım çünkü…
AFFEDİLEMEMİŞ
Hayatım boyunca affedemediğim bir kişi var mı diye düşündüm geçtiğimiz birkaç gün boyunca. Kendimden başka bir kişi bulamadım ama bir sürü olay ve durum buldum. Kendimden bahsetmekten yorulduğum için de bu olaylara ve durumlara adayacağım affedilemeyecek olan bu yazımı.
ZAMANDA YOLCULUK
Eğer sen de içinde bulunduğun zamana sürgüne gönderilmiş biri gibi hissediyorsan kendini, emin ol ki doğru yazıyı okuyorsun.
PABUÇ
Pabucum dama atıldığı için bir yazı yazmayı çok isterdim. En azından bir zamanlar değerli, rağbet gören biri veya bir şey olmayı çok isterdim.
ZAMAN
Uzunca bir süredir oturmaktaydım masamda. Güneş ne zaman bulunduğum şehri terk etti, onu bile hatırlamıyorum. Lambalarım kapalı, aklımda tek bir fikir, tek bir çıkış yolu bulunmamakta. Böyle durumlarda hep yaptığım gibi…
KUZEY IŞIKLARI
Sarılması bir insanın kendisine kollarının kısalığı yüzünden ulaşamadığında kimselere, küçük öpücükler kondurması ayalarını kıskandırmak için ellerinin üzerine…
ÇARESİZLİK
Yalnızca yazabiliyor olmanın laneti dolaşmaktayken damarlarımda, hayal ederek yazamamanın acizliğini, yerinden oynamaya zorluyorum yüreğimde bağdaş kurmuş olan öküzleri.
İÇİMİZDEKİLER
Benliğimiz, enerjimiz, aklımız, yalnızlığımız, düşüncelerimiz, hislerimiz, beklentilerimiz, yaşadıklarımız, yaşamadıklarımız, varlığımız, yokluğumuz, umudumuz, umutsuzluğumuz, hayatımız, tanıdıklarımız, hatta doğumumuz ve ölümümüz…
GECE VE GÜNDÜZ
Gündüzleri fani işlerle yeterince meşgul tutulamayan zihinler hariç, insan sadece geceleri uzanmak ister içinden haykırıp duranın ağzına.
KARALAMA
Hepimizin vardır belki saçma sapan şeyler karaladığı, küçük veya büyük, bilmem hangi renkte bir defter veya bilmem hangi sistemle şifrelenmiş, adı allanıp pullanıp kodlanmış bir yazı veyahut da çizim dosyası.
KONTROL
çimdeki haykırışlara dur diyemiyorum. Zihnimin kontrolünü kaybettiğimde bu günlerin de geleceğini biliyordum, lakin bu kadar kısa sürede olacağını aklımın ucundan bile geçirmemiştim.
YALNIZLIK
Yaşarken bile yalnız olduğunu fark etmeyen kişiler, ölürken ölümün yalnızlığından bahsettiler ya işte orada susmakla hata ettik.
ÖMÜR
“Vay arkadaş” dedim, ne kadar uzun zaman olmuş buralara geri dönmeyeli, yüreğimin derinlerine inince.
TERLİK
Hiç kimse çalmadan kimseden insanlar doysun istedim, soytarılar olmadan da insanlar gülsün istedim, ihanet etmeden insanlar birbirlerine, yan yana ve dimdik ayakta dursunlar istedim. Yani, ben çok şey istedim…
YOLSUZLUK
Bazen kendi dertleri yetmez insana. Başkalarının dertlerini de dert edinmek ister ve bu derdin de kendince en kıymet verdiği insana ait olmasını diler. Peki ya en kıymet verdiği insan bu derdine onu ortak etmek istemiyorsa?
-EBİLMEK
Vakit varken hala yapmalı insan bazı şeyleri. Mesela sevmeli bir şeyleri. Okumalı hala okuyabiliyorken en güzide kitapları veya öğrenmeli okumayı ve yazmayı. Sonra da yazmalı mütevazı bir şekilde, hala yazabiliyorken benim gibi.
ÇİFTE KUMAR
Gördüğüm her çiftten nefret ettim bugün, sırf çift sayı diye sinek ikiden bile. Bazen insanların ikiz yaratıldığına inanamıyor yani insan.

