Okumak

Okumak dediğimiz eylemi gerçekleştiren insanların sayısının giderek azalmasının sebepleri hakkında kafa yoralım mı biraz?

Aslında okuyucuların sayısı azalmıyor elbette, ancak geçmiş yıllarla ve okuma-yazma bilen insanların sayısı ile oranlandığında düzenli olarak okuyan insanların sayısının çok az olduğu dikkatimizi çekiyor.

TÜİK verilerine göre 2013 yılında okuma-yazma bilen insan sayısı 64.3 milyon, yayınların basım sayısı 2.8 milyon iken 2018 yılında 70.3 milyon insanımız okuma-yazma bilirken yayınların basım sayısı 1.7 milyon civarında kalmıştır.

Verilere dayanarak şunu belirtebiliriz ki her ne kadar teknolojinin gelişmesi ile e-kitap gibi farklı kitap okuma yolları bulunmuş olsa da son beş yılda okur-yazar sayısının 6 milyon artmasına karşılık yayınların basım sayısı 1 milyon azalmış bulunmaktadır. İnsanın dili varmıyor açıkçası insanlarımız daha az okuyor demeye, ancak gerçeklerin farkında olmamız gerekiyor. Toplu ulaşımda ya da çevremde okuyan insanlarla daha az karşılaştığımın farkındaydım, fakat son beş yıldaki değişim benim de tahmin ettiğimin çok üzerinde çıkmıştır.

Yazımın en başında sorduğum soruya dönecek olursak, e-kitap faktörlerden biri elbette, ama tek faktör o değil. Tüm suçu teknolojiye atmak da doğru değil. O da işin içinde ama tek değil. İnsanlar artık okumayı bilgiyi edinmek için fazla meşakkatli buluyorlar ve bilgiye ulaşmanın daha hızlı ve kolay yollarını arıyorlar, hiçbir şey kitap sayfaların kokusunun tadını vermezken. Aslında burada benim söylemek istediğim neredeyse her şeyi söyleyen rakamlar bulunmakta. Lakin şunu söylemeden geçemeyeceğim, bir insanın neredeyse tüm hayatı boyunca edindiği bilgileri ve tecrübeleri aktardığı kitaplar, bizim için birinci sıradaki bilgi kaynağı olmalıdır ve okuma alışkanlığı edinmek ya da okuma alışkanlığımızı kaybetmemek adına en azından bir dergiyi veya gazeteyi takip etmeliyiz. Çünkü ancak bu sayede yarınlarımız olan güzel kardeşlerimize, çocuklarımıza örnek olabiliriz.

Bazı kişiler içinse okumak bile yeterli gelmez, hızını alamaz böyleleri kitap okurken. Durduk yere içinde birikenleri dışa vurma ihtiyacı hissederler ve bu durum kalemlerine yansır. Yazdıkça güçlenen kalemleri sayesinde hayatları boyunca biriktirdikleri güzel bilgileri ve tecrübeleri aktarırlar kendilerinden sonrakilere, hem de seve seve. Çünkü “Bardak ne ile dolarsa onunla taşar”. Bu tarz insanların sayısını bizlere söyleyen bir istatistiki veri de bulunmamakta maalesef. Ancak okuma alışkanlığı olan insanlardan çok daha az miktarda olduklarını tahmin etmek hiçbirimiz için zor olmasa gerek.

Şimdi ben burada sizlere şunu yapmalısınız, bunu yapmamalısınız diyecek olsam, eminim ki bazı okuyucularımız bu durumdan rahatsız olacaklardır. Bu sebeple sadece şunu söylemek istiyorum, lütfen, durumun gidişatının farkına varın ve ne yapmanız gerektiğine karar vermekle veya bana “haklı” diyerek kendinizi kandırmakla kalmayın. Harekete geçin! Okumak da yazmak da birer eylemdir!

Yorum bırakın