Güneş altın dişleriyle ısırıyordu tenimi
Kömüre çeviriyordu dişlerinin parazitleri beni
Bense satranç oynuyordum nilüfer yaprakları üzerinde
Sessiz küfürlerim büyüyordu yaptığım hamlelere içimde
Ses tellerimin yerine martılar atıyordu çığlıkları
Martılar yapmıştı zaten bu göleti, kullanarak (u)mutsuz gözyaşlarımı
Vezir dolaşıyor peşimde Ölümsüz Yahudi misali
Kaçıp uzaklaşmak istiyorum yüzmeyi öğrenen düşlerim gibi
Uçup kaçmak istiyorum uçmayı öğrenen düşlerime binip
Göletimin suyuna kanan yüzeysel köklü ağaçlarla alay edip
Esir almak istiyorum atla kaleyi dımdızlak
Soluk alıp veriyorum yanardağ gibi çırılçıplak
Zıplamaya başlıyorum bir nilüferden diğerine
Kaçırıyorum bir nilüferi kapılıp muvazenesiz düşlerimden birine
Yitip gidiyor nefesim gözyaşlarımın içinde
Yitip gidiyor gözyaşlarım yanardağımın içinde
Yitip gidiyor yanardağım bir satranç tahtası üzerinde
Ve yitip gidiyor satranç tahtam benim içimde
Çığırdığı gibi martıların kanatlarını keserken gökyüzünde
Çevresi de ölüyor, yitip gidiyor insanın içi ölünce, yitince
16/Ağustos/2020

