Ekimlerden sonra gelsin Mayıslar,
Birbirine bakan bulutlardan sonra yağmurlar.
Mayıslardan sonra gelsin Temmuzlar,
Alnının akıyla uzayan saçım
Ve sakalımdan sonra aralıklar ve açıklıklar.
Temmuzlardan sonra gelsin Ocaklar,
Uzayan boyumdan sonra zonklayan topuklarım.
Ocaklardan sonra gelsin yeni vaatler
Benden sonra gelsin aklına hep
Sarı laleler, yüzen güller, dayak yemiş papatyalar,
Kılıç kuşanmış kekikler, rüzgârla dans eden fesleğenler, titreyen ürkek zeytin dalları,
Şarkılar mırıldanan sakalar, izdihamdaki güvercinler, meteorvari çığırtkan martılar,
Her günü kaçıran ay ve ayı kovan doğunun kralı,
Batının kabullenişi, kuzeyin balkanlara üşüşüşü,
Ve güneyin kafana attığı hindistan cevizleri,
Yerçekimini bulan elmanın hapsedişi insanı dünyaya,
Elmalardan nefret eden Yuri Gagarin,
Moleküllerin zamana rağmen donduğu Vostok zırhlısı,
Mecusilerin oğlu Anka kuşu,
Rüzgara hükmeden kavak ve karahindiba spermleri,
Hachiko’nun sol kulağını gökyüzünden kıskanışı,
Melih Cevdet’in şiir düşmanlığı ve nesri Nazım’ın,
Geceyi kül eden aydınlık ve kaybolan karanlık sabahlar,
Benden sonra gelsin aklına Şubatlar, Ağustoslar ve Ekimler,
Ama ben gelmeyeyim aklına,
Sen de gelme boşu boşuna…

