Göçmek Üzerine

Zamanı gelince göçer gider ya herkes, ben de göçüp gidiyorum aslında her gün, her saat ve her dakika. Yalnızca nereye olduğunu henüz anlamış değilim. Her nereye gitsem başka bir yeri özlüyorum. Özlemim geçsin diye sonra kalkıp başka bir yere gidiyorum. Bu yüzden ne nereyi aradığımı ne de nereye vardığımı veya varacağımı bir türlü anlayamıyorum. Neden böyleyim, onu da bilmiyorum. Sanırım bazı insanlar benim gibiler, henüz hiçbiriyle tanışma fırsatım olmadı, ama dünyada bu halde bulunan tek varlık olduğumu söylemek pek iddialı olur, benim için bile… Varsın dünyanın yarısı benim gibi olsun, benim hayatım boyunca tanıdıklarım hep diğer yarısına ait sanırım. Bu yüzden göçmek birçok insan için olduğu gibi hayatta bir veya birkaç kez yapılan bir eylem değil benim için. O denli süreklilik kazanmış halde ki göçmediğim zamanlarda bir yere, bir düşünceye veya en basitinden bir hayale, yok olacakmışım gibi geliyor, canım acıyor, oturup ağlayasım geliyor gülünecek halime. Göçmek bir yana dursun diyerek başlamayı o kadar çok isterdim ki yeni bir paragrafa bu cümleyle, ondan vazgeçme arzum dahi beni korkunç bir hastalığa sürükleyecek gibi hissediyorum – sanki vazgeçememek bir hastalık değilmiş gibi.

Belki de göçünce bir yere varması gerekmiyordur insanın, bir yere varmak bizim büyüttüğümüz gibi çok da önemli bir şey değildir belki de. Belki de biz göçmeyi marifet sanıp her sabah erkenden uyanmayı, her akşam vakitlice uyumayı, günde üç defa diş fırçalamayı abartır hale gelmişizdir. Yani ne olur bugün uyku vaktini biraz kısaltsam veya sabah için alarm kurmasam? Bazı zamanlar oluyor ki kurduğum alarmı duymuyor veya akşamları yatağıma yattığımda göçmekten fırsat bulamıyorum uyumaya. Dolayısıyla da ertesi gün yapılacak göçmek dışındaki işleri hakkıyla yerine getiremiyorum. Peki, hakkı nedir ki bütün bu kıymetli kabul ettiğim, vazgeçilmez birer hastalık haline getirdiğim rutinlerimin? Ederini bilirim de hakkını bilemem ben bu tarz şeylerin, insanlar gibiler yani anlayacağınız. Anlıyor musunuz peki, yani anlayabiliyor musunuz neler yazdığımı, bütün bunları nasıl yazdığımı? Yalan söylemeyin sakın, ben bile anlamıyorum size ne anlatmak istediğimi ve ne hakkında yazdığımı çoğu zaman. Ben neden yazarım biliyor musunuz, bilmiyorsunuz elbette çünkü henüz bahsetmedim. Zaten bunu kendi cümlelerimle anlatabilecek kadar da yetenekli değilim, o yüzden en sevdiğim kitaptan bir cümle bırakıyorum size. “Kimileri sıkıntıdan çalışır: Aynı şekilde ben de bazen, söyleyecek bir şeyim olmadığı için yazarım.” diyor Fernando Pessoa, Huzursuzluğun Kitabı’nın 155’inci bölümünde ve tam olarak bu cümleyle başlıyor bölümüne. Ben göçmekle fazla meşgul olduğum için bölümlerime böyle güzel cümlelerle başlayamıyorum. Beni bugünden bilmem kaç yıl sonra hatırlanacak biri yapacak yegâne şey bu göçüp gidişlerim olabilir ancak veya yarın kimse tarafından hatırlanmayan biri yapacak. Her gittiğim yerde bir şeyler yazarım çünkü bazen bu kâğıtlara olur eski kafalı olduğum için, bazen parmak uçlarıma olur dokunduğum yerde iz bırakmasını istediğim için, bazen sesime yazarım havalara uçup özgür kalmaları için, bazen de hayallerime olur bir gün uçsuz bucaksız denizlere ulaşmalarını istediğim için. Bazen de yazamam işte, korkarım Pessoa gibi söyleyecek çok şeyim olduğu için. Ağız dolusu küfürler yağdırırım etrafıma göç yollarım boyunca, İpek Yolu, Kral Yolu, Baharat Yolu imrenir ardımda bıraktığım yerlerdeki insanların zenginleşmelerine. Yüzyıllar boyunca var olan bir yol olmayacak belki benim göç yollarım, etkileri de düşündüğümden çok daha kısa sürecek belki, ama bu beni yalnızca daha fazla göçüp gitmekten başka bir şeye zorlamayacak.

Böylece oturup yazarak vaktimi ve kendimi tüketmek bir yana dursun, göçülüp gidilecek, özlenecek, bir kelime daha yazılacak çok yer var bildiğimiz dünya ve bilmediğimiz dünyada. İsterseniz benimle gelin demek isterdim size, ancak etmeyin, eylemeyin kendinize bunu, bağımlılık yapıyor da biraz. Bağımlı olmak hiç yakışmaz sizlere, siz özgürlüklerle dolu dünyada yaşayan, doğduğu evde, şehirde, fikirde ve hayalde ölen insanlarsınız. Göçüp gitmeler değildir size göre olan, bu yüzden kalkışmayın hiç ki karşılaşmasın yollarımız, maruz kalmayın birkaç küfrüme kazara da olsa. Ne evinizden çıkın, ne de sabit fikirlerinizi terk edin. Hayallerinizi de satmaya kalkmayın sakın, çünkü üç kuruşa alıp beş kuruşa geri satarlar size. Eee dünya burası, ne olacağını düşünmüştünüz? Size iyi göçmemeler dilerim, benim gitme vaktim geçeli oluyor birkaç satır, birkaç hayal…

Göçmek Üzerine” için 4 yorum

  1. Kral yolunda sesini işittiğim kişi sizdiniz demek. Benden öndeydiniz, seslendim fakat işitmediniz, yetişmek mümkün değildi size. Söyler misiniz bayım neydi aceleniz, nereyedir bu göçmeleriniz?
    Düşündümde iyi bir şeydir belkide bu göçmek, belkide 3 kuruşa alıp 5 kuruşa geri sattıkları hayallerimizle yüzleşme imkanı buluruz göç sırasında. Belki bir simurg oluruz göç yolunda, benliğimize ulaşmak için.
    Ne dersiniz? Cesur olup göçelim mi yoksa 2 kuruşa kazıklanalım mı?

    Liked by 1 kişi

Yorum bırakın