O Kadar

Oturmuşum bir koltuğa kafenin, semtin, şehrin, ülkenin birinde, dünyanın herhangi bir yerinde ve durmaksızın var olmaya çalışıyorum. Ne denli yorucu bir eylem olduğunu bilenler vardır elbet, ancak onlara şunu söyleyebilirim; inansınlar ki var olmamak çok daha yorucu. Yıllarca bir hayalet gibi dolaştım arasında bir çok cismin, insanın ve hiçbiri ellerimin soğuk olduğu dolayısıyla bir hayalet değil akbaba olduğumu söylemedi bana. Her birine dokundum, her birine ısındım ve her birinden soğudum zamanla, ama onlar bana hiç dokunmadılar, hiç ısınmadılar, dolayısıyla da hiçbir zaman benden soğumadılar. Benden soğumadıkları için teşekkürlerimi iletiyorum her birine. Ya beni fark etseydiler? O zaman nasıl var olmadan kalabilirdim? Sanırım beni fark edenleri de ben fark etmedim bunca zaman, çünkü var olmamaktan daha çok korktuğum tek şey var olmak zorunda kalmaktı. Hala daha öyle olmasını dilerdim, lakin bu durumla yüzleşmemek benim savaşçı ruhuma ters düşüyor. Savaşmak istiyorum, bir akbaba olsam da, bir hayalet olsam da sonsuza dek var olmak istiyorum. Beni görsünler, fark etsinler, onlara dokunduğumda, ısındığımda hissetsinler, hatta onlardan soğuduğumda benden nefret etsinler istiyorum. Çünkü onların beni sevmelerini bekleyemem, ancak, yeterince soğursam her birinden itinayla, onların nefretleri bile beni var etmeye yetecektir. Tarihte de sanırım benin gibi düşünen bazı kişiler vardı, insanlar veya cisimler tarafından sevilemeyeceğini anlayınca herkesin nefretini kazanmaya çalışan kişiler. Bu kişiler konusunda örnek vermem gerekirse ki bu herkes için doğru örnek olmayacaktır. Ben Adolf Hitler’I ve Batman’in azılı düşmanı olan Joker’i korkusuzca söyleyebilirim. Bu örneklerin hiçbir zaman var olmadığını veya istisnaları olmak kaydıyla insanların sevgisi sayesinde var olduklarını kim iddia edebilir ki? Mesela ben edemem çünkü farkına varmış bulunmaktayım ki insanların sevgisinden daha güçlü olan yegâne şey nefretleridir. Inanıyor ve söylüyorum başka bir yerde okuduğum şu güzel cümleyi, “sevginin karşıtı nefret değildir.” Sevginin karşıtının ne olduğu şu an için beni çok ilgilendirmese de kısaca var olma şartının sevgiye bağlı olmamasından memnun olduğumu söyleyebilirim.

Ben dünyadaki tüm insanları sevebilirim ve bunu var olma kaygısı ya da ihtiyacı duyduğum için değil, gerçekten sevmeyi sevdiğim için yaparım. En büyük hatalardan biri de sevmek için neden aramaları değil midir insanların? Yahu anlamıyorum, sevmenin nedeni mi olur? Sadece seversin işte. Sev gitsin sevgili dostum! Benim seni sevdiğim gibi, karşılık beklemeksizin, ona ihtiyacın olmasa bile, bu dünyada hiçbir zaman var olduğunu kabul etmeseler, onu veya onları hiç görmesen, hiç tanımasan ya da sen ve sevgin dâhil seninle ilgili her şeyi yok saymaya kalksalar bile. Çünkü sevmek böyle bir şeydir, çünkü sevmek karşılık beklememektir, çünkü sevmek “var” bile olamamak demektir, çünkü sevmek bir “akbaba” veya “hayalet” olmak demektir. Sevmek insanı var etmese de güzel bir yanı vardır elbette, o da sevmenin insanı kendisi yapmasıdır, kendisini kendisine tanıtmasıdır ve yine bir yerde okuduğuma göre – yine nerede olduğunu hatırlamıyorum – “insanın etrafını bilmesi onu bilgili yapar, ancak kendisini bilmesi bilge.” Bu yüzden varsın ben kör cahil olayım, hiçbir şey bilmeyeyim kendim dışımda, bu benim bilge olmam için yeterlidir ve etrafımdaki hiçbir şey bana bu izni veya yetkiyi vermediği sürece bilgili olmaya da hiç niyetim yok. Ancak “bilge” olacağım diye o çok sevdiğim insanların sevgisinin beni deli etmesine de izin vermeyeceğim. Yani, kendimi bile bilmem gerektiği kadar bilecek, tanımam gerektiği kadar tanıyacağım. Yoksa Adolf Hitler’den veya Joker’den ne farkım kalır, onların var olmaları dışında. Şimdi bu yazıyı isterseniz “varım” diyerek, isterseniz de “yokum” diyerek bitirebilirim. Ama bu sizin beni var saydığınız kadar “var” etmekten veya yok saydığınız kadar “yok” etmekten öteye gidemeyecektir. Bu yüzden sadece şunu söyleyeceğim, ne bir bilgiliyim, ne bir bilge, ne de bir deli çünkü ben sizin beni gördüğünüz, tanıdığınız ya da düşündüğünüz kadarım. Yani, “o” kadarım. O kadar.

O Kadar” için 10 yorum

  1. Sevmek konusunda çoğu kişi bir neden arar karşı tarafta. Akbaba’yım dersin inanmazlar. Çünkü illa ki bir sebebi olmalıdır onu sevmek için. Belki yakışıklısın ya da güzelsin’i duymak isterler ya da belki de yüreğin güzel senin o yüzden seni seviyorum’u duymayı beklerler karşı taraftan. Böylece sevmek bir çıkar meselesine dönüşür. Sevgiye menfaat bulaşır.
    Ne mutlu ki bir nedeni olmadan sevmeyi başarabilene. 🙂

    Liked by 1 kişi

  2. Ne için kendini sevdiğini bilip uzak durmak adına bir yarar’dan mı bahsediyorsunuz yani? Demek istediğinizi anlayamadım 😦

    Liked by 1 kişi

      1. Ha anladım. Bence insan sevdiği için sever. Yarar da zarar da ticari bir boyuta taşımaz mı sevgiyi sizce de? Yoksa ben mi çok uç düşünüyorum bu konuda. Yararı olmayan herhangi birini de sevin o zaman diyebilirsiniz belki bu dediğime. Konuştukça batıyor gibiyim en iyisi sözü size bırakayım. 🙂

        Liked by 1 kişi

  3. Siz özenle yazmışsınız ben kelimeyi yanlış yazmışım önceki yorumda. Kusursuz yazınıza kusurlu yorum yakışmaz. Düzeltip tekrar yazdım silebilirsiniz öncekini. 😦

    Liked by 1 kişi

Yorum bırakın