Bugün üzerine tonlarca ağırlığa ulaşmış kâğıtlarca, odaları dolduracak miktarda serverlara sığmayacak verilerce, sabahlamaların yetmediği konuşmalar boyunca tartışılan bir kavram üzerinde duracağım sevgili okuyucu, aşk. Bu kavram ki bilmem kaç milyon kişinin kapıldığı bir lanet olarak değerlendirilmiş kimi zaman, kimi zaman da öyle ballandırılmış, tatlandırılmış ki kıskanılmış hiç tadamayan, ne olduğunu bir türlü anlayamayan ve sayıları milyardan aşağıya hiç düşmeyen kimseler tarafından. Ancak ben anladım bence bu kavramı ve sana da anlatabileceğimi düşünmekteyim. Ne haddime olduğunu anlamış değilim henüz veya bana bahşedilmiş bir görev olup olmadığının, ancak bu anlatmaktan vazgeçmem için yeterli olmuyor anlayacağın üzere.
Öncelikle dünya üzerinde var olmuş, var olan veya var olacak olan her bir bireyin ne kadar benzersiz olduğunu anlatayım sana ki asıl sebebini anlayabilesin tüm anlatacaklarımın. Şimdi sen, sevgili okuyucu veya ben veyahut da bu kavram üzerine bir buçuk salise dahi düşünmemiş olan bir insan, herhangi bir şey ile eşit kabul edilebilir mi? Yani sen, eşit olduğun bir varlık gösterebilir veya anlatabilir misin bana? Sen düşünedur bu konuyu ama ben seni biraz kızdıracak da olsa cevabı hemencecik vereyim sana, ne gösterebilirsin ne anlatabilirsin ne de benim hayal etmemi sağlayabilirsin. Örneğin, bugünden bilmem kaç yıl sonra üretilmiş bir yapay zekâ – o kadar gelişmiş olsun ki günümüzde uğraşıp durdukları duygulara bile sahip olsun bu yapay zekâ – tam olarak senin meydana geldiğin koşullarda atılsa hayatın ortasına, aynı senin sahip olduğun hayatı yaşaması beklense ondan, yaşayabilir mi? Ya da yüz üzerinden bir oran verecek olsak senin şimdiye kadar yaşadığın hayatın kaçta kaçını senin gibi yaşayabilir? Ben iddia ediyorum ki bu oran hiçbir zaman bir tam sayı etmeyecek, daima buçuklukları yüzünden paramparça olacak. Şu yıllardır beklediğin, bir zamanlar sahip olduğuna – sahip olmak, ne kadar da iğrenç bir ifade aslında – inandığın ya da şu an birlikte olduğun ve adına aşk dediğin şey, aslında sana diğerlerine nazaran daha çok benzeyen şey değil mi? Ben inanıyorum ki dünyadaki her şeyde bulabilirsin kendini, bir papatyada, yüz yıllık bir zeytin ağacında, sapının kaldıramayacağı kadar ağırlaşan bir cevizde, bir zamanlar Newton’un başını şişiren elmada, uçuşan bir karahindibada veya çığlıklar atan bir martıda. Lakin seni üzecek bir şey söyleyeyim mi, bulduğun şey sen değilsin aslında, yalnızca kendinden bir parça. Kendimizden bir parça bulabildiğimiz şeyleri severiz, hatta kendimizden bir parça bulduğumuz şeyleri sevmeyi de severiz. Mesela sen sevgili okuyucu, eğer kendinden küçücük de olsa bir parça bulursan bu yazıda, seversin onu veya dün gece yatmadan önce okuduğun bir şiiri, izlediğin bir filmi yahut kurduğun bir hayali. Sevmek düşünüldüğü kadar zor değildir demek istiyorum, ama lafı dolandırmayı pek sevdiğimden bunu tıpkı ballandıra ballandıra anlatılan veya lanetler okunan, üzerinde büyü deneyleri yapılan “aşk” gibi uzun uzun anlatıyorum ki aklında az da olsa yer edebilsin. Çünkü akla girmeyen şey yürekte, yüreğe girmeyen şey hayalinde ve hayaline girmeyen şey de hayatında yer etmez insanın. Ben aklına girsem, küçücük bir yer bulabilsem yeter bana, zaten ufak tefek bir adamım merak etme.
Sevmek zor iş değil dedik demesine de şimdi sana “aşk” denilen şeyin hiç var olmadığını nasıl anlatayım? Madem sevmek mümkün hatta çok kolay, kısaca çok sevmek olarak tanımladığımız aşk neden var olmamış bir şey? Fikrimce aşk, çok sevmek değil, tam sevmektir ve insan nasıl hiçbir şeyde kendisinin tamamına erişemiyorsa, hiçbir şeyi de tam anlamıyla sevemez. Yani çok sevebilirsin bir papatyayı, yüz yıllık bir zeytin ağacını, sapının kaldıramayacağı kadar ağırlaşan bir cevizi, bir zamanlar Newton’un başını şişiren elmayı, uçuşan bir karahindibayı veya çığlıklar atan bir martıyı, ancak tam, eksiksiz, şüphesiz sevemezsin onu. Bu yazıyı da çok sevebilirsin – insan aşkı inkâr eden bir yazıyı ne kadar sevebilirse artık – okuduğun bir şiiri, izlediğin o filmi veya kurduğun o imkânsız veya imkânlı gözüken hayalini, ama ona âşık olamazsın. Eğer “aşk” denilen şeyi var etmek istiyorsa insanoğlu, yapabileceği tek şey, tam anlamıyla sevebileceği yegâne şeyi, kendisini sevmektir. Kendine âşık olmak, kendini kusursuz görmek değildir elbet, kendi kusurlarını da bilmektir, onları sevmektir, bir bütün olabilmektir her anlamda kendi aklında, yüreğinde ve hayalinde. Aşk denilen kavramı bir gün bir yerlerde bir şekilde var edebilir mi bir insan bilmiyorum, ama ben var olduğundan beri aşkı var edebildiğine inanmıyorum. Ve ben, bir kez bile var olmamış bir şeye inanmayı tercih edenlerden değilim. Çünkü bir insan dahi tanımadım, kendi aklında, yüreğinde veya hayalinde “bir” olabilen. Tarihten okuduklarım da bilmem kaç yıl sonra üretilecek yapay zekâlar da ikiyüzlüler, hem de kendilerine karşı bile…


Kendimden bir parça bulabildim bu yazıda ve ufak tefek bir adam da yer ediyor aklımda bu yazıyla birlikte,
fakat aşkın var olmadığını söylüyorsunuz aşk yoksa iki farklı insan neden tahammül ediyor bir ömür, bir imza karşılığında üstelik?
BeğenLiked by 1 kişi
Karşılıklı çıkar dersem linç edilme ihtimalim olduğu için daha kibar bir şekilde şunu söyleyebilirim, insaniyetin en keskini ve benzersizi yüzünden, bencillik.
BeğenBeğen
Belki de sevgili başyazar, hiçbir zaman var olmayacağını düşündüğünüz aşk denilen şey yalnız kalamayan iki insanın icat ettiği yapay bir sevmece oyunudur kim bilir.
BeğenLiked by 1 kişi
Ya da seksi bedavaya getirmek isteyenlerin ortaya attığı 3 harfli bir illettir
BeğenLiked by 1 kişi
Aşk Üzerine yazınız çok hoş ama ben 3 harflilerden hep korkmuşumdur 🙂
BeğenLiked by 1 kişi
Ya da benim gibilerin bir zamanlar kendini kandırdığı, kendini başkasının yüreğinde değerli sandığı ve halâ o sanmaların bir hiç olduğuna inanmak istemeyen ben de aşkın var olmadığına inanmak üzereyim. Teşekkür ederim yazdıklarınızı bizlerle paylaştığınız için. 🙂
BeğenLiked by 1 kişi
Üzerime alındığım, kendimden pay biçerek okuduğum enfes bir yazı daha..
BeğenLiked by 1 kişi
Yoo haklısınız bir nevi çıkar doğru yani sevdiği için seviyoruz iyi hissettirdiği için, yanınızda olduğu için vs vs. Haklısınız.
BeğenLiked by 1 kişi
ellerinize sağlık ufak tefek yazar… bazı şeyler hissedilir ama yazıya dökemez ya insan.. bizim yerimize yazıya döktüğünüz için teşekkürler
BeğenLiked by 1 kişi