Tek kelimeyle berbattı, çünkü başka anormal sıra dışı bir tarzda değil de, her sağlıklı ve İngiliz kızının davranması gerektiği gibi davranmıştı. (s.83)
Duygusal, uzun sürmüş bir ilişki değildi. Tümüyle sağlıklı ve normal bir ilişkiydi. (s.112)
Eğer farklıysan, yalnızlığa mahkûm oluyorsun. Yalnız olana acımasız davranıyorlar. (s.146)
Cinayet sadece bireyi öldürür; sonuçta birey nedir ki?… Kolayca yeni bir birey üretebiliriz, hem de istediğimiz kadar. Uyumsuzluk, tek bir bireyin hayatından çok daha fazlasını tehdit etmektedir; doğrudan, Toplum’un kendisi için bir tehlike oluşturur. (s.155-156)
Bir dostun temel işlevlerinden biri, vermek istediğimiz, ama düşmanlarımıza uygulayamadığımız cezaları – daha yumuşak ve sembolik bir biçimde – çekmektir. (s.183)
Öyleyse Tanrı olmadığını mı düşünüyorsunuz?/ Hayır, büyük olasılıkla bir tane var. / Şimdi nasıl gösteriyor kendini? / Kendini yokluk şeklinde gösteriyor; sanki hiç yokmuş gibi. (s.232)
Fakat namus demek tutku demektir, namusluluk demek sinirsel gerginlik demektir. Tutku ve sinirsel gerginlik ise istikrarsızlık demektir. İstikrarsızlık ise medeniyetin sonu demektir. Bolca tensel günah olmadan kalıcı bir uygarlık kuramazsınız. (s.235)
Aslında dedi Mustafa Mond, siz mutsuz olma hakkını istiyorsunuz. / Öyle olsun dedi vahşi meydan okurcasına, mutsuz olma hakkını istiyorum. / Eklemek gerekirse, ihtiyarlama, çirkinleşme ve iktidarsız kalma hakkını da istiyorsunuz; frengi ve kansere yakalanma haklarını, açlıktan nefesi kokma hakkını, sefil olma hakkını, tifoya yakalanma hakkını ve her türden ağza alınmaz acıyla işkence çekerek yaşama hakkını da istiyorsunuz. /uzun bir sessizlik oldu. / Sonunda Vahşi, hepsini istiyorum dedi.(s.238)
Amaçsız çocuklar için sinekler neyse, biz de tanrılar için oyuz; eğlenmek için bizi öldürüyorlar. (s.250)
Cesur Yeni Dünya (İthaki Yayınları, 34.Basım, 2020)