Gustave Le Bon

  • Martin Heidegger, Karl Jaspers, Jean Paul Sartre, Albert Camus, Ortega Gasset gibi diğer existentialist filozofların da çıkış noktalarındaki temel budur: kitle içinde kaybolan ferdi kurtarmak, ona kendi müstakil hayatının, varoluşunun anlamını anlatmak ve bunu ona yaşatmak. (s.8 – Önsöz)
  • İlim asla iflas etmemiştir. (s.23)
  • İlim bize hiçbir zaman ne sulh, ne de saadet getireceğini vaad etmedi. (s.23)
  • Kalabalıklar yalnız yıkıcı kuvvete sahiptirler. Bunların üstünlüğü ve hâkimiyetleri her vakit bir kargaşalık ve düzensizlik ifade eder. (s.24)
  • Bu ruh onları, her biri tek başına, ayrı ayrı bulundukları halde duyacaklarından, düşüneceklerinden ve yapacaklarından tamamiyle başka bir tarzda hissettirir, düşündürür ve yaptırır. (s.33)
  • Zihnin şuurlu hayatı, şuuraltı hayatının yanında pek az bir tesire sahiptir. (s.33)
  • Kitleler, zekâyı değil, vasat şeyleri bir araya toplarlar. (s.35)
  • Yalnız bulunduğu zaman terbiyeli, münevver bir kimse idi, kitle halinde ise insiyaklariyle hareket eden bir mahlûk, yani bir vahşidir. (s.37)
  • Yalan, şüphesiz masumdur; fakat bundan dolayı da yalanlıktan çıkmaz. (s.51)
  • Mübalağa etmek tekrar tekrar iddia etmek, tekrar etmek ve hiçbir şeyi kat’ iyen akli bir muhakeme yolu ile ispata kalkışmamak… İşte halk topluluklarına hitap eden hatiplerin alışmış oldukları, ortaya atılan iddiaları ispat usulleri… (s.56)
  • Eğer kitleler çoğu defa akıl ve muhakeme ile hareket etseydiler ve yalnız kendi menfaatlerini düşünseydiler, arz küresi üzerinde hiçbir medeniyet gelişemez ve insanlığın tarihi olamazdı. (s.63)
  • Kitlelerin muhayyilesi üzerine tesir etmek sanatı, onları idare etmek sanatıdır. (s.74)
  • Kitleler bir siyasi düstura veya onları muvakkat bir zaman için taassublandıran muzaffer bir lidere esrarlı bir kuvvet atf ve tevcih ederler. (s.76)
  • İnsan, yalnız bir ulûhiyete inandığından dolayı dindar değildir, ruhunun bütün kuvvetlerini, iradesinin bütün itaatlerini, taassubunun ateşlerini, bir davanın yahut his ve fiillerine rehber olmuş bir kimsenin hizmetine vakfettiği vakit, dindardır. (s.76)
  • Bugün ruhları fethedenlerin mabetleri yoktur; fakat heykelleri, resimleri vardır ve onlara yapılan ayin geçmiş zamanın ayinlerinden pek de farklı değildir. (s.78)
  • Kavimler her zaman seciyeleriyle idare olunurlar. (s.93)
  • Birçok meşhur filozoflar ve bu arada Herbert Spencer, öğretimin insanı ne daha ahlaklı, ne de daha bahtiyar kıldığını ve insanın insiyaklarını, irsî ihtiraslarını değiştirmediğini, fena bir yön verilmesi halinde faydalı maarifin faydalı olmaktan ziyade tehlikeli olduğunu göstermiştir. (s.93-94)
  • Eski bir Milli Eğitim Bakanı olan Jules Simon yazıyordu: “Dersleri öğrenmek, bir grameri ezberden bilmek, onları iyi tekrar etmek, işte öğretmenin her türlü hatadan uzak bulunduğu hakkında bir îman itirafı olan, bizi azaltmaktan ve güçsüz bırakmaktan başka bir şeye dayanmayan gülünç bir eğitim.” (s.95)
  • Berbat kitaplarımızın, imtihan tarzlarımızın yerine gençliği bugün bomboş olan tarlalara, atölyelere, sömürgelere sevk edecek tarzda mesleki eğitime tabi tutmanın lüzumunu yalnızca tecrübe ispat edecektir. (s.97)
  • Yedi sekiz sene devamlı olarak, doğrudan doğruya şahsi tecrübeden, eşyaya, şahıslara ve bunların türlü şekillerle idaresine ait canlı bilgiler verebilecek bir tecrübeden uzak, bir mektepte mahpus yaşar. (s.98)
  • Kitleler hiçbir zaman gerçeğe susamamıştır. Hoşlarına gitmeyen bedahetler karşısında, batıl eğer kendilerini çekerse, batılı ilahlaştırarak bedahetlere yüz çevirmeyi daha üstün bulurlar. (s.112)
  • Kitle, çobanından vazgeçmeyen bir sürüdür. (s.120)
  • Herhangi bir sebeple önder ortadan kalkar ve yerine hemen yeni bir başkası geçmezse kitle dağınık ve mukavemetsiz bir kalabalık haline düşer. (s.123)
  • Kuvvetli ve devamlı bir iradenin neler yapmaya muktedir olduğuna çoğu defa yeter derecede önem verilmez. Ona hiçbir şey karşı gelemez, ne tabiat, ne ilahlar, ne de insanlar. (s.124)
  • İnsanlara alabildiğine zulüm ediniz, milyonlarca insanı öldürtünüz, istilalar üzerine istilalar yapınız, eğer o derecede bir nüfuz ve bu muhafazaya yetecek derecede zekânız varsa size her şey mubahtır. (s.137)
  • Kitlelerin hayranlığını kazanmak için onları kendinden daima uzak tutmak lazımdır. (s.141)
  • Umumi inançlara ve ırkın hislerine aykırı olan bütün değişmeler pek az süren bir ömre malik bulunur ve mecrası çevrilmiş olan ırmak gibi biraz sonra yine kendi akışına devam eder. (s.149)

    Kitleler Psikolojisi (Bedir Yayınevi,1969)

Yorum bırakın