Halil Cibran

  • Anımsama bir buluşma şeklidir. Unutkanlıksa özgürlük. (s.60)
  • Gevezeleri yalnızca sağırlar kıskanır. (s.75)
  • Neşeli yüreklerle birlikte neşeli şarkılar söyleyebilen kederli bir yürek ne asildir! (s.78)
  • Bir ozan, tahtan indirilmiş, sarayının külleri arasında oturmuş, o küllerden hayaller kurmaya çalışan, bir kraldır. (s.83)
  • Ağzınız doluyken nasıl şarkı söyleyebilirsiniz? Eğer kucağınız altın doluysa, şükretmek için nasıl kollarınızı yukarı kaldırabilirsiniz? (s.87)
  • Eğer yüreğiniz bir volkansa, avuçlarınızda çiçekler açmasını nasıl bekleyebilirsiniz? (s.105)
  • Başkalarının hatalarının farkında olmak kadar büyük bir günah var mıdır? (s.118)
  • Aslında sadece kendimizle konuşuruz ama kimi zaman başkaları da belki duyar diye sesimizi yükseltiriz. (s.129)
  • Arzulamak yaşamın yarısıdır; umursamazlık ise ölümün yarısıdır. (s.150)

    Kum ve Köpük (Erasmus Yayınları, 1.Basım, 2017)

  • Ve kartal da bir başına geçecektir güneşin önünden, heybesine yuvasını almadan. (s.13)
  • Âşık olduğunuzda ‘Tanrı benim içimde’ demeyin. ‘Ben Tanrı’nın içindeyim,’ deyin. (s.21)
  • Kederinizin maskesi düşmüş halidir aslında sevinciniz. (s.38)
  • Şarabınızı içtiğiniz kadeh, çömlekçinin fırında yaktığı kadehin ta kendisi değil midir? / Ruhunuzu dinlendiren ut, tahtadan oyulmamış mıdır bıçak darbeleriyle? (s.38)
  • Birlikte gelirler ve sofranızda yalnızca biri varsa eğer, bilin ki diğeri beklemektedir yatağınızda. / Kuşkusuz, sizler sevinçleriniz ile kederleriniz arasında bir terazinin iki kefesi gibi askıda durmaktasınız. (s.39)
  • Doğrusu, konfor düşkünlüğü öldürmekle de kalmaz ruhu; bir de cenazesinin peşinden yürür sırıtarak. (s.42)
  • Çünkü hayatın nefesi güneş ışığında, eli de rüzgârdadır. (s.44)
  • Ve unutmayın şunu da: Toprak ana bayılır dokunmaya sizin çıplak ayaklarınıza ve rüzgârlar can atar oynamak için saçlarınızla. (s.45)
  • Vicdan denen şey gece oldu mu çağrılmadan gelir, insanlar uyanıp da kendilerine bir baksınlar diye. (s.52)
  • Gölge eriyip gittiğinde, ışık oyalanır oralarda ve bir başka ışığın gölgesi olur. / özgürlüğünüz de aynı şekilde, zincirlerini yitirdiğinde, daha büyük bir özgürlüğe pranga oluverir. (s.58-59)
  • Sırf vakit öldürmek için aradığınız bir dost ne işe yarar ki? / vaktinizi öldürmek için değil, ona can katmak için arayın dostunuzu. / Çünkü o sizin ihtiyacınızı karşılamak için oradadır ama boşluğunuzu doldurmak için değil. (s.68)
  • Denizlerin, ormanların ve dağların dualarını da öğretemem size. / Ey, siz denizlerin, ormanların ve dağların çocukları! Onların duaları sizin içinizde değil midir zaten? (s.77)
  • Oysaki ihtiyaç değil, bir vecd halidir güzellik. / Ne susuz kalmış bir ağız, ne de boş bir eldir o size uzanan, / Alevlenmiş bir yürek ve büyülenmiş bir ruhtur. (s.85)
  • ‘Çok geçmeden, rüzgâra sırtımı yasladığım bir solukluk dinlenme anında, bir başka kadın doğuracak beni.’ (s.107)

Ermiş (Koridor Yayınları, 1.Basım)

  • Sadece, benim gibi, içi saman dolu olanlar bilirler bunu. (s.7)
  • Adalet yerini bulmuş oldu. (s.15)
  • Gözlerinde, okudum
    Taç giymenin kölelik olduğunu,
    Ve anlaşılmanın alçalmak olduğunu,
    Sahip olmanın, bütünlüğe ulaşmak
    Ve olgun bir meyve gibi, düşmek ve tüketilmek
    olduğunu, okudum gözlerinde. (s.32)
  • Senin gibiyim, ey Gece! Sabırlı ve tutkulu, çünkü binlerce ölü sevgili göğsümde, solmuş öpücüklerimin kefeniyle gömülmüş yatar. (s.35)
  • Ne var ki, hatıra, rüzgârda bir an fısıldaşan ve sonra sesi hiç duyulmayan bir güz yaprağından başka nedir ki! (s.49)

Meczup (İş Bankası Kültür Yayınları, 13.Basım, 2021)

Yorum bırakın