Başkalarını seversen, sevgin başkalarına odaklanırsa, karanlıkta yaşarsın. İlk önce ışığı kendine çevir, kendi kendini aydınlat. (s.16)
Ancak gerçekten çok bencil birisi bencillikten arınabilir. (s.26)
Hiçbir şey kendini tekrarlamaz, her şey her gün yenilenir. Eskiyen senin gözlerin, varsayımların, aynan toz tutuyor ve karşındakini yansıtamaz hale geliyorsun. (s.69)
Aşk asla şüphelenmez, asla kıskanmaz. Aşk asla diğerinin özgürlüğüne karışmaz. Asla kendi isteğini diğerine zorla kabul ettirmez. Aşk özgürlük sunar ve bu özgürlük ancak ilişkide mesafe varsa mümkün olur. (s.77)
Sadece özgürlük yanlış kullanılabilir, kölelik yanlış kullanılamaz. (s.120)
Özgürlüğün olduğu yerde kargaşa yaşanır. (s.120)
Sana kutsal emirler sunmuyorum, çünkü dışarıdan verilen her türlü emir seni köleleştirmeye yarar. (s.120)
İnsan bölünmez bir varlık değildir, iki sonsuzluk arasındaki köprüdür – hayvan ve tanrı, bilinçsizlik ve bilinç. (s.120)
İnsana sekste tam bir özgürlük tanınırsa, onu baskı altına alma ihtimali ortadan kalkar. Onu köleleştirmek imkânsız hale gelir. (s.121)
İnsanı köleye, çirkin bir olguya, sakat birisine döndürmek için beş tane hileli yöntem var. Birincisi şu: Eğer insanı baskı altına almak istiyorsan mümkün olduğunca zayıf kalmasını sağla. İnsanı zayıf tutmanın en iyi yolu aşka özgürlük tanımamaktır. İkincisi şu: İnsanı elinden geldiğince cahil ve şaşkın bırak ki kolaylıkla kandırabilesin. Üçüncüsü şu: İnsanı mümkün olduğunca korku içinde bırak. Dördüncüsü şu: İnsanları mümkün olduğunca mutsuz et – çünkü mutsuz insanın aklı karışık olur, kendi değerini bilmez, yanlış bir şeyler yapmış olduğunu düşünür. Beşincisi şu: İnsanları elden geldiğince birbirlerinden uzak tut ki politikacıyla din adamının onaylamadığı bir amaç uğruna bir araya gelmesinler. İnsanları ayır. Onlara fazla samimiyet kurma şansı verme. İnsanları ayır, yalnız, birbirlerine yabancılaşmış halde olunca bir araya gelemezler. (s.122-126)
Diğer yandan psikoloji topluma hizmet eder. Psikolog her türlü imkânını kullanıp seni tekrar toplumla uyumlu hale getirmeye uğraşır; o toplumun hizmetindedir. Politika da tabii ki toplumun hizmetindedir. Köleleşesin diye sana birazcık özgürlük tanır. Bu özgürlük bir rüşvettir sadece – her an geri alınabilir. Eğer gerçekten özgür olduğunu sanıyorsan yakında hapse atılabilirsin. (s.199)
Budizm, Hristiyanlık, Hinduizm ve kurulu düzene sahip dine dönüşmüş olan tüm diğer “izm”ler birer emzik görevi görür. Sana teselli verir, güzelce uyuturlar, bu kölelik ortamında rahatça var olmanı sağlarlar; her şeyin yolunda olduğuna dair bir his yaratırlar. Aynı trankilizan gibidirler. Birer uyuşturucudur her biri. (s.200)
Sen bir volkanın üstünde oturuyorsun ve onlar da sana her şeyin yolunda olduğunu söylüyor: “Tanrı cennette ve devlet de yeryüzünde iş başında – her şey yolunda.” Ve papazlar sana devamlı şöyle diyorlar, “Senin kafanı yormana gerek yok, biz buradayız. Sen her şeyi bize bırak, biz seni hem bu dünyada hem de ötekinde koruyacağız.” Sen de gerçekten her şeyi onlara bırakıyorsun, bu yüzden mutsuzsun işte. (s.201)
Sana binlerce yıldır Tanrı’ya giden yolun çok uzun olduğu söylendi. Yolculuk uzun değil, Tanrı uzakta değil. Tanrı senin nefesinde, kalp atışında, kanında, iliğinde, kemiğinde – tek yapman gereken gözlerini kapatıp kendi içine doğru bir adım atmak. (s.221)
Eski bir atasözü der ki, bir düşünce ek, bir aksiyon biç. Bir aksiyon ek, bir huy biç. Bir huy ek, bir kişilik biç. Bir kişilik ek, bir kader biç. (s.235)
Kontrollü insan ölü insandır. Kontrollü insan illa ki disiplinli insan demek değildir; disiplin tamamen farklıdır. Disiplin farkındalıktan doğar; kontrol ise korkudan kaynaklanır. (s.240)
Aşk, Özgürlük, Tek Başınalık (Butik Yayınevi, 1.Basım)