Mihail Afanasyeviç Bulgakov

  • Sonra vedalaşıp odama gittim. Lapa lapa yağan kar her yeri kaplamıştı. Fener yanıyordu, evim sessiz, huzurlu ve muhteşem görünüyordu. Ve tek isteğim uyumaktı. (s.43)
  • Tüm dünya nereye kayboldu böyle benim doğum günümde? Nerede Moskova’nın elektrikli sokak lambaları? İnsanlar, gökyüzü nerede? Hiçbir şey yok pencerelerin ardında! Karanlık dışında… (s.45)
  • “Köyde büyük tecrübeler kazanılabilir,” diye düşünüyordum uykuya dalarken, “fakat okumak, okumak ve daha çok okumak gerek…” (s.68)
  • Aynaya bakıyorum da geçen yılın bıraktığı izleri görüyorum yüzümde. Gözlerim daha sert, huzursuz bakar olmuş, ağzım da daha kendinden emin ve erkeksi… Burun kemerimin üzerindeki kırışıklık sonsuza dek var olacak tıpkı anılarım gibi. (s.76)
  • Frenginin buralarda kimseyi ürkütmeyişinin, frenginin kendisinden daha korkutucu olduğuna inanmıştım. Anılarımın arasında o kara gözlü kadının ön plana çıkmış olmasının nedeni buydu. Duyduğu korku nedeniyle büyük bir saygıyla hatırlıyordum o kadını. İçlerinde bir tek o korkuyordu! (s.100)
  • Haşhaştan morfin çıkaran o ilk adama övgüler yağdırmaktan kendimi alamıyorum. İnsanlığın gerçek velinimeti… (s.119)

Genç Bir Doktorun Anıları (İş Bankası Yayınları, 18.Basım)

Yorum bırakın