Kontrol

İçimdeki haykırışlara dur diyemiyorum. Zihnimin kontrolünü kaybettiğimde bu günlerin de geleceğini biliyordum, lakin bu kadar kısa sürede olacağını aklımın ucundan bile geçirmemiştim. En azından birkaç yıl daha vaktim olduğuna ikna etmiştim kendimi, zaten onu da kontrolünü kaybettiğim aklımla yapmıştım. Neden doğru bir tahmin olmadığını şimdi daha iyi anlıyorum ya da anladığımı sanıyorum. Kontrol altında tutmak“Kontrol” yazısının devamını oku

Karalama

Hepimizin vardır belki saçma sapan şeyler karaladığı, küçük veya büyük, bilmem hangi renkte bir defter veya bilmem hangi sistemle şifrelenmiş, adı allanıp pullanıp kodlanmış bir yazı veyahut da çizim dosyası. Kısaca “benim de var” desem daha kolay olurdu elbet, ancak benim saçma sapan diyerek karaladığım şeyler tüm hayatıma sirayet etmekte, karala(ya)madıklarım dâhil. Benim hayatım –“Karalama” yazısının devamını oku

Yedi İşe Yaramaz Adam

“İşe yaramaz adamlarız zaten” dedikDiziliverdik bir yuvarlak masanın etrafınaUzundan kısaya, zayıftan şişmanaSonra sırayı karıştırıp öylece ayakta dikilmeyi seçtik İşe yaramaz adamlarız zaten, birimiz ayaklı cenazeBeş karış hep suratı, yüreğine gömmüş tüm iyileri, sevdikleriniZamanın tokadını yiyince de şaşırmış kendiniÖyle bir şaşırmış ki unutmuş gömünün yerini bile İşe yaramaz adamlarız zaten, birimiz pek müstehcenYalnız kendisi hakkında konuşur“Yedi İşe Yaramaz Adam” yazısının devamını oku

Seneca

Cato bileğini kullanarak vahşi hayvanlarla boğuşmadı, avcının ve köylünün işidir bununla uğraşmak, ne ateş ve kılıçla canavarlar avladı ne de göğün bir adamın omuzlarına bırakıldığında inanılan çağlarda yaşadı. (s.5) Ayrıca, zarar verenin zarar verilenden daha sağlam olması gerekir, oysa kötülük erdemden daha güçlü değildir, dolayısıyla bilgeye zarar vermek mümkün değildir. (s.13) Yeterince suç sayılıyorsa, her“Seneca” yazısının devamını oku

Gece ve Gündüz

Gündüzleri fani işlerle yeterince meşgul tutulamayan zihinler hariç, insan sadece geceleri uzanmak ister içinden haykırıp duranın ağzına. Benim hangisi olduğumu paylaşmam meslek sırrını paylaşmak gibi olacağı için sözü içimden haykırana bırakıyorum. Gecenin alacalı kokusu işitilirken kulaklarım tarafından bağırıyor olduğumu görüp de ortamı terk eden insanları kınamamak elimden gelir şey mi sizce? Metroda bile aynı vagonu“Gece ve Gündüz” yazısının devamını oku

Descartes

Belagate çok değer veriyordum ve şiire âşıktım, ama her ikisinin de çalışmanın meyvelerinden çok zihnin yetenekleri olduklarını düşünüyorum. (s.10) Birincisi öyle olduğunu açıkça bilmediğim hiçbir şeyi asla doğru diye kabul etmemekti, yani acelecilikten ve önyargıdan özenle kaçınmak ve kendilerini zihnime onlardan şüphe etmek için hiçbir fırsat bulamayacağım kadar açık ve seçik şekilde sunanlardan başka hiçbir“Descartes” yazısının devamını oku

Mihail Afanasyeviç Bulgakov

Sonra vedalaşıp odama gittim. Lapa lapa yağan kar her yeri kaplamıştı. Fener yanıyordu, evim sessiz, huzurlu ve muhteşem görünüyordu. Ve tek isteğim uyumaktı. (s.43) Tüm dünya nereye kayboldu böyle benim doğum günümde? Nerede Moskova’nın elektrikli sokak lambaları? İnsanlar, gökyüzü nerede? Hiçbir şey yok pencerelerin ardında! Karanlık dışında… (s.45) “Köyde büyük tecrübeler kazanılabilir,” diye düşünüyordum uykuya“Mihail Afanasyeviç Bulgakov” yazısının devamını oku

Yusuf Atılgan

Düğmelerini çözdü, memelerini avuçlarına aldı; dolgun, gergin. Sarstı. Kadın kıpırdamadı; “Geldin mi dayı?” dedi uykusunda. (s.19) Ne çok yalan söyleniyordu yeryüzünde; sözle, yazıyla, resimle ya da susarak. (s.63) Bir oteli yönetmekle bir kurumu, geniş bir işletmeyi, bir ülkeyi yönetmek aynı şeydi aslında. İnsan kendini, olanaklarını tanımaya, gerçek sorumluluğunun ne olduğunu anlamaya başlayınca bocalıyordu, dayanamıyordu. Ülkeleri“Yusuf Atılgan” yazısının devamını oku

Gabriel Garcia Marquez

Koskoca kız olduğu halde, parmağını emme huyunu bırakmadığını bilen yoktu neyse. Bunu kimseye göstermemek için ikide bir banyoya kapanmayı ve yüzü duvara dönük yatmayı alışkanlık edinmişti. (s.75) Son zamanlarda iştahı da kalmamış, sebzeden başka şey yemez olmuştu. Çok geçmeden yüzüne, etyemezlerin suratındaki hüzünlü solukluk çöktü. Derisi, hiç sırtından eksik etmediği eski yeleğin üstü gibi ince“Gabriel Garcia Marquez” yazısının devamını oku

Ray Bradbury

İnsanlar hiçbir şeyden bahsetmiyor. / Ah, bahsediyorlardır mutlaka! / Hayır, hiçbir şeyden bahsetmiyorlar. Genellikle bir sürü araba veya giysi markası ya da yüzme havuzu firması sayıp, ne güzel diyorlar! Ama hepsi aynı şeyleri söylüyor ve kimse kimseden farklı bir şey söylemiyor. (s.51) Şunu anlamalısın: Uygarlığımız öyle büyük ki azınlıklarımızın canını sıkamayız, ayaklanmalarına mahal veremeyiz. Kendine“Ray Bradbury” yazısının devamını oku