Jean-Jacques Rousseau

Her türlü güç Tanrı’dan gelir, kabul. Ama bütün hastalıklar da ondan gelir. Böyledir diye, hekim çağırmak yasak mı olmalı? (s.7) Bağışlamaların sıklaşması, çok geçmeden suçluların artık bağışlanmalarına bile gerek kalmayacağını gösterir ve bunun nereye varacağını da herkes bilir. (s.33) Her türlü adalet Tanrı’dan gelir; adaletin kaynağı yalnız odur. Ama biz adaleti bu kadar yüksekten almasını“Jean-Jacques Rousseau” yazısının devamını oku

Gustave Le Bon

Martin Heidegger, Karl Jaspers, Jean Paul Sartre, Albert Camus, Ortega Gasset gibi diğer existentialist filozofların da çıkış noktalarındaki temel budur: kitle içinde kaybolan ferdi kurtarmak, ona kendi müstakil hayatının, varoluşunun anlamını anlatmak ve bunu ona yaşatmak. (s.8 – Önsöz) İlim asla iflas etmemiştir. (s.23) İlim bize hiçbir zaman ne sulh, ne de saadet getireceğini vaad“Gustave Le Bon” yazısının devamını oku

Yolundan Azade

İnsan bazen gider ya uzaklarda bir yerlere, ben hiç gelmiyorum o uzak diyarlardan, inanın nedenini henüz anlamış değilim, kafamın sallanıp durmasından ötürü. Anlamak isteyip istemediğimden de pek emin olamıyorum zaten, o da kafamın sallanıp durması sebebiyle sanırım. Geçtiğimiz zamanlarda varılan yerden daha önemli olan yegane şeyden bahsetmiştim, yani yoldan. Ancak şunu eklemeyi unutmuşum anlaşılan, yolun“Yolundan Azade” yazısının devamını oku

Bulut

Gökyüzünün en mavi yerine demir atmış olan bir beyaz bulutun son boğumundayım. Süngerimsi yapısı sayesinde deliklerden aşağıda uç (amay)an kuşları, yaşa (yama)yan insanları izliyorum. Neresine aksam boğumun, ağır olduğumdan buluttan bile, uçurumun kıyısında kalıyorum. Bir başka bulutta başka “ben”ler görüyorum, acıyorum onlara gerçek “ben” olamadıkları için. Çekiştiriyorum boğumumu diğer boğumlara doğru, tek bir molekülüne bakabilmek“Bulut” yazısının devamını oku

Barbar

İçimdeki bozgun büyüyor; irademin koca bir çınar olduğunu iddia edebilecek cesarete hiçbir zaman sahip olamamıştım zaten, ancak şu an koca bir çınar bir yana, makineleşmenin aziz çocuklarından olan bir kürdan kadar olduğunu bile iddia edemem. Başladığım her işte edindiğim kusursuz yenilgiler sayesinde “bu sefer ders çıkaracağım bundan” diyerek kendimi kandırmalarım bile seyrekleşti – yenilgilerimin sıklaşmasına“Barbar” yazısının devamını oku

Şiir

bazı zamanlarda bazı şeyler yazıyorumrastgele defterlere, kağıtlara, duvarlararastgele kalemler, tebeşirler veya kömürlerle kimi kendini bilmezler çıkıyor “hikâye” diyor“uydurma lan!” diyorum, “otur yerine!”kimi densizler başlıyor bu kez “deneme”ye“şansızını zorlamayın!” diyorum onlara da ekseriyetlekimi şuursuzlar da zarf atıyorlar “mektuplarım”a“siz bilirsiniz asıl” diyorum, “üniversite caddesindeki masum kızları”çıkışıyorum onlara da bazıları da alıyor eline kağıdı başlıyor sesli sedalı okumaya“ulan“Şiir” yazısının devamını oku

Zaman

Uzunca bir süredir oturmaktaydım masamda. Güneş ne zaman bulunduğum şehri terk etti, onu bile hatırlamıyorum. Lambalarım kapalı, aklımda tek bir fikir, tek bir çıkış yolu bulunmamakta. Böyle durumlarda hep yaptığım gibi… Sana sesleniyorum zaman, sana sesleniyorum, göremediğim, tadamadığım, dokunmadığım, hızlandıramadığım, yavaşlatamadığım, özel bir çaba göstermeme rağmen hissedemediğim, alçak, hain, ikiyüzlü, pislik… sana sesleniyorum, senden büsbütün“Zaman” yazısının devamını oku