İnsanın bir tek annesi olur. (s.12) Bunun budalaca bir düşünce olduğunun farkındayım zira burada peşinde oldukları gülünç bir şey değil, cinayetti. Mamafih ikisi arasındaki fark öyle büyük de değildi, neyse, o an aklımdan bu geçti işte. (s.78) Zil bir kez daha çalıp odanın kapısı açılınca, bana doğru kabarıp gelen salondaki sessizlik oldu, sessizlik ve genç“Albert Camus” yazısının devamını oku
Yazar arşivleri: Antagonist
Boris Vian
Fazla namusluydu Tom, yitişinin nedeni de bu olacaktı. Sanıyordu ki iyilik yapmakla iyilik elde edilir, oysa, böyle bir şey varsa bile, olsa olsa rastlantıdır. (s.48) Mezarlarınıza Tüküreceğim (Akyüz Yayınları,1989)
Niccolo Machiavelli
Kişi savaştan kaçınmak için asla bir karışıklığın sürmesine izin vermemelidir; çünkü savaştan kaçamazsın, kendi zararına ertelersin. (s.49) Prens (Can Yayınları,2019)
Jean-Jacques Rousseau
Her türlü güç Tanrı’dan gelir, kabul. Ama bütün hastalıklar da ondan gelir. Böyledir diye, hekim çağırmak yasak mı olmalı? (s.7) Bağışlamaların sıklaşması, çok geçmeden suçluların artık bağışlanmalarına bile gerek kalmayacağını gösterir ve bunun nereye varacağını da herkes bilir. (s.33) Her türlü adalet Tanrı’dan gelir; adaletin kaynağı yalnız odur. Ama biz adaleti bu kadar yüksekten almasını“Jean-Jacques Rousseau” yazısının devamını oku
Gustave Le Bon
Martin Heidegger, Karl Jaspers, Jean Paul Sartre, Albert Camus, Ortega Gasset gibi diğer existentialist filozofların da çıkış noktalarındaki temel budur: kitle içinde kaybolan ferdi kurtarmak, ona kendi müstakil hayatının, varoluşunun anlamını anlatmak ve bunu ona yaşatmak. (s.8 – Önsöz) İlim asla iflas etmemiştir. (s.23) İlim bize hiçbir zaman ne sulh, ne de saadet getireceğini vaad“Gustave Le Bon” yazısının devamını oku
Yolundan Azade
İnsan bazen gider ya uzaklarda bir yerlere, ben hiç gelmiyorum o uzak diyarlardan, inanın nedenini henüz anlamış değilim, kafamın sallanıp durmasından ötürü. Anlamak isteyip istemediğimden de pek emin olamıyorum zaten, o da kafamın sallanıp durması sebebiyle sanırım. Geçtiğimiz zamanlarda varılan yerden daha önemli olan yegane şeyden bahsetmiştim, yani yoldan. Ancak şunu eklemeyi unutmuşum anlaşılan, yolun“Yolundan Azade” yazısının devamını oku
On The Way
I’m going somewhere I don’t know and I don’t care where is it. I don’t want to think about where I will be going to arrived. The only important thing is what I want to do which is just walking… I just want to walk without thinking where I’m going to arrive. Sometimes, people overthink“On The Way” yazısının devamını oku
Bulut
Gökyüzünün en mavi yerine demir atmış olan bir beyaz bulutun son boğumundayım. Süngerimsi yapısı sayesinde deliklerden aşağıda uç (amay)an kuşları, yaşa (yama)yan insanları izliyorum. Neresine aksam boğumun, ağır olduğumdan buluttan bile, uçurumun kıyısında kalıyorum. Bir başka bulutta başka “ben”ler görüyorum, acıyorum onlara gerçek “ben” olamadıkları için. Çekiştiriyorum boğumumu diğer boğumlara doğru, tek bir molekülüne bakabilmek“Bulut” yazısının devamını oku
Barbar
İçimdeki bozgun büyüyor; irademin koca bir çınar olduğunu iddia edebilecek cesarete hiçbir zaman sahip olamamıştım zaten, ancak şu an koca bir çınar bir yana, makineleşmenin aziz çocuklarından olan bir kürdan kadar olduğunu bile iddia edemem. Başladığım her işte edindiğim kusursuz yenilgiler sayesinde “bu sefer ders çıkaracağım bundan” diyerek kendimi kandırmalarım bile seyrekleşti – yenilgilerimin sıklaşmasına“Barbar” yazısının devamını oku
Şiir
bazı zamanlarda bazı şeyler yazıyorumrastgele defterlere, kağıtlara, duvarlararastgele kalemler, tebeşirler veya kömürlerle kimi kendini bilmezler çıkıyor “hikâye” diyor“uydurma lan!” diyorum, “otur yerine!”kimi densizler başlıyor bu kez “deneme”ye“şansızını zorlamayın!” diyorum onlara da ekseriyetlekimi şuursuzlar da zarf atıyorlar “mektuplarım”a“siz bilirsiniz asıl” diyorum, “üniversite caddesindeki masum kızları”çıkışıyorum onlara da bazıları da alıyor eline kağıdı başlıyor sesli sedalı okumaya“ulan“Şiir” yazısının devamını oku
