Pabucum dama atıldığı için bir yazı yazmayı çok isterdim. En azından bir zamanlar değerli, rağbet gören biri veya bir şey olmayı çok isterdim. Hatta o kadar çok isterdim ki bunu sırf bu yüzden bir yazı yazmak ihtiyacı bile hissedecek kadar değersizleştiğimi düşünmeye katlanabilirdim bunun için. Tabii birçoklarının dediği gibi bekâr olunca insan, boşanması çok kolay oluyor haliyle. Varsın pabucum dama atılsın bütün hayatım boyunca, en azından çok kısa bir dönem, birkaç kişi tarafından da olsa hatırı sayılır bir değer görmüş olduğum için kendimi mutlu hissedebilirdim. Eski günleri hatırlatıp kendime, küçük tebessümler yerleştirebilirdim dudaklarıma, hatta gamzelerim bile olurdu yeterince güldüğümde. Lakin ne hatırlanacak eski günlerim var dudaklarıma etki eden ne de pabucu dama atılmış olmanın verdiği yürek çöküntüsü…
Pabucu dama atılmış olan bütün insanlara selam olsun buradan. Sen, sevgili okuyucu, senin pabucun dama atılmıştır umarım. Çünkü… çünküsünü az önce açıkladım işte, yaramı deşme şimdi tekrar, tekrar okuyuver zahmet olmazsa. Bazen seninle konuşur gibi yazıyorum fark ettiğin üzere sevgili okuyucu, ancak aşağılıklığım buradan da açıkça anlaşılır ki yazmadığım zamanlarda hiç gelmiyorsun aklıma. Umarım okumadığın zamanlarda – okuduğun zamanların azınlıkta olduğundan şüphem yok – beni getirmiyorsundur aklına, sudan bir sebeple dahi olsa. Çünkü ben pabucu dama atılacak biri bile değilim açıklamış olduğum üzere.
Bazı zamanlar kendime haksızlık ettiğimi düşünür gibi oluyorum, korkuyorum ve kendimi çekiyorum hemen bu düşüncelerin aklıma sokulduğu iğrenç insanlardan, ortamlardan. Hiçbir konuda kendime tam anlamıyla güvenemediğimi düşünsem de sanırım adaletime güveniyorum. Zaten kendi adaletine güvenmeyenin var olmuş olduğuna da inanmıyorum. Haksız mıyım? Kime sorsanız haklıdır kendince ve karşı taraf hak etmiştir böyle olmasını. Ben de öyleyim, herkes gibiyim anlayacağınız – lakin yalnızca adalet hususunda – ve bu herkes gibiliğim beni yaşamaya zorlayan tek şey olabilir. Farklı olduğumu keşfettiğim konularda kendimden iğreniyorum ve kendime herkes gibi olamadığım için küfürler yağdırıyorum. Ağzımın ne denli pis olduğunu anlatmak isterdim, lakin içimin pisliğini dışa vurduğum zamanlarda insanlar beni biraz olsun sever gibi oldular, kendim gibi olduğumda da nefret ettiler. Bu sebeple içimin pisliğini dışa vurmak bana kendimi ikiyüzlü hissettirmiştir hep. Varsın nefret etsinler benden sırf içimi bilmedikleri için, sever gibi olmalarına yeğlerim. Kimileri hemen karşı çıkacaktır tabii ancak bana göre en samimi duygu da nefrettir. Kendinizi bile yeri geldiğinde birini sevdiğiniz konusunda ikna edebilirsiniz, ama sevmediğiniz konusunda edemezsiniz. Nefret işi şakaya gelmez neticede.
O yüzden pabucu dama atılanların hissettikleri de gerçektir, samimidir ve pabuçlarının dama atılmasını sonuna kadar hak etmişlerdir. Çünkü kendileri hiç farkına varamamış olsalar da ancak pabuçları dama fırlatıldıktan sonra insanlar tarafından samimiyetle – samimi birer nefretle – karşılanabilmişlerdir. Gerçi düşündüm de ne saçmalıyorum ben diye, samimiyet kelimesi bile riyakarlıktan farkını kanıtlayamaz kendisine. Günümüz toplumunun yozlaşmışlığını anlamak mümkün müdür ki zaten… Mümkün olsaydı bile bunu anlayacak kişi ben olamazdım elbet…


Pabucunuz dama atıldığı için bir yazı yazsaydınız ortak bir damda buluşabilirdi yazarla okur ama o zaman da sebepleri konuşuyor olurdunuz. Çünkü dama atılan her pabuç sizden biraz sevgi biraz iyi duygularınızı götürürdü bence. Yanlış yapılmış olurdu iki taraftan birine Ki pabuçlar dama yol alsın. Fazla iyimserlik olacak belki ama dönüp bakınca atılmayan her pabuç en azından değerli olandan değersiz olana gibi bir konum değişikliği yaratmayacağı için belki iyi bile bir şeydir.
BeğenLiked by 1 kişi
Belki de…
BeğenBeğen
1 saat sonra işe gideceğim ve uyumak yerine burdaysam yazı hoşuma gitmiştir, net. Kaleminize sağlık
BeğenLiked by 1 kişi
Teşekkür ediyorum 🙂
BeğenBeğen
Belki sizden habersiz birileri kendi içinde atmıştır o pabucunuzu ne dersiniz sevgili başyazar? Belki farklı bir blog keşfetmiştir, belki sevip platonik takılıp sonra pabucu en yükseklere fırlatmıştır kim bilir. Bu da o dediğiniz samimiyet’e geliyor değil mi? Daha doğrusu samimiyetsizliğe… Ama dilerim ki bloğunuzdaki yazılardan mahrum kalmak gibi bir samimiyetsizlik yapmaz okurlarınız. Pabuç bazen de yerinde iyidir neticede..
BeğenLiked by 1 kişi
Okuyucunuz olduğumdan üstüme alınıyorum. Evet bir zamanlar söz konusu pabucum dama fırlatılsaydı yine bir nebze sevinirdim, en azından damda bir yerlerde belki karşı taraf için esen bir rüzgar onu oradan indirip tekrar değerli kılabilirdi beni. Ama benimki bir uzay boşluğunda ve bundan memnunum…
BeğenLiked by 1 kişi
Ayşe teyzenin damından pabuç toplamaya gidiyorum malum fakirlik belki bir tanesi denk gelir
BeğenLiked by 1 kişi
Okumadığım zamanlarda bazen geliyorsunuz aklıma. Çünkü bir şeyinizin olmaması, halâ olmaması iyi bir şey değil mi?
BeğenLiked by 1 kişi
İçimi bilmedikleri için nefret etmelerini, sever gibi olmalarına yeğlerim.
Hun atasözü
BeğenLiked by 1 kişi
Bu atasözü ile adımı hak ettiğime inandırdım kendimi 🙂
BeğenBeğen
Kesinlikle 😎
BeğenLiked by 1 kişi