Ömür

“Vay arkadaş” dedim, ne kadar uzun zaman olmuş buralara geri dönmeyeli, yüreğimin derinlerine inince. Gidişimin üzerinden ne kadar zaman geçtiğini hesaplayan matematik sevdalılarını bir kenara bırakarak; gidip de neler yaptığımdan, gittiğimden bu yana nelerin değiştiğinden bahsetmeyi ne kadar istediğimi tahmin edemezsiniz. Lakin ben yine – sizin de hiç şaşırmayacağınız şekilde – ne bir şeyler anlatacak“Ömür” yazısının devamını oku

Ruhluluk

Kanım köpürüyor, akşamları, sabahları, aştıkça uzuvları Çöküyor, gözlerime, zihnime, Etna’nın dumanı — Tepkileşiyor, tepikleşiyor, asit rüzgârları, üst üste biniyor Resmedildiği fikirlerimin üzerine, duvarlarım aşınıyor — Paçamdan akıyor, paslanmış, kırılmış, duygularım Gözü yaşlı, güneşi kırbaçlıyor, bulutları süpürüyor, anılarım — Derim kızarıyor, kararıyor, çatlıyor, kar, bembeyaz Acıkıyorum mevsimlere, ha kış, ha güz, ha yaz — Üzerine yürüyor,“Ruhluluk” yazısının devamını oku

İnsanlar

Dünyada var olduğunu bildiğim ancak yeni adını koyabildiğim iki insan türünden bahsetmek istiyorum bu yazımda. Daha evvelki yazılarımda da farklı türdeki insanlardan bahsettiğimi fark etmiş olan sevgideğer okuyucular ellbette olacaktır, lakin bu seferki türlerimiz öncekilerden biraz daha farklı olacak diyebilirim. Birinci türümüz “cıvıldayan” insanlar. Bu insanlar öyle güzeller, öyle neşeli, öyle heveslidirler ki sahip olduğunuz“İnsanlar” yazısının devamını oku

Yarınlar

İnsan bazı zamanlarda normalde hissettiğinden çok daha derin hislere gömülebilir, bu hislerle ne yapacağını bilemeyebilir ve hatta bu hislerin neden var olduklarını bile anlamayabilir. İki gün evvelin son saatleri benim için böyle zamanlardan biriydi diyebilirim. Sanırım farklardan biri, benim tam olarak ne hissettiğimi bilmesem de nasıl hissettiğimi kelimelerle olmasa da zihnimde tahayyül edebiliyor olmamdır. Bir“Yarınlar” yazısının devamını oku

İnsan ol, Biraz…

Emil Michel Cioran’ı okumadan evvel kendime sorup durduğum soruları, onu okuduktan sonra da sormaya devam ettim ve ediyorum. Ancak bu soruların soruluş şekillerinde bazı değişiklikler meydana geldi, bulamadığım cevaplar da değiştiler haliyle. Tıpkı “Afterlife” dizisinde başrolü canlandıran Ricky Gervais’in keşfetmiş olduğu, Cioran’ın bir röportajında kendisinin her an intihar edebilme gücünü keşfettikten sonra ne kadar özgür“İnsan ol, Biraz…” yazısının devamını oku

Delinin Not Defterinden

Hissedildiğinden yazma zorunluluğu, durmaksızın, yazıyorum sanırım şu sıralarda. Ancak çok dağıtıyorum yazınca, düzen takıntım olduğu için masam her zaman düzenlidir, odam da haliyle. Kafamın içini görebilseniz yüzüme tükürmemeniz için yalvarmak zorunda kalmaktan korkuyorum, bu yüzden de kalın ve yüksek duvarlar ördüm etrafına. Bilimde kafatası dedikleri şeyden farklı biraz daha aklınıza ilk gelen o olsa da.“Delinin Not Defterinden” yazısının devamını oku

Tükenmişlik

Bir gün yine şikayet etmiştim sana hatırlarsan, ne kadar uzun zamandır kendimi tükenmiş hissettiğimden. Her şeyden o kadar çok şikayet edebiliyorum ki bazen sen bundan şikayet etsen sana ancak “en doğal hakkı” şeklinde bir tepki verebilirim sanırım. Sanırım, tükenmiş olmak ile tükenmiş hissetmek arasında bir fark var. Sen bu farkın keşfedebidin mi bilmiyorum ama ben“Tükenmişlik” yazısının devamını oku

Aşk Üzerine

Bugün üzerine tonlarca ağırlığa ulaşmış kâğıtlarca, odaları dolduracak miktarda serverlara sığmayacak verilerce, sabahlamaların yetmediği konuşmalar boyunca tartışılan bir kavram üzerinde duracağım sevgili okuyucu, aşk. Bu kavram ki bilmem kaç milyon kişinin kapıldığı bir lanet olarak değerlendirilmiş kimi zaman, kimi zaman da öyle ballandırılmış, tatlandırılmış ki kıskanılmış hiç tadamayan, ne olduğunu bir türlü anlayamayan ve sayıları“Aşk Üzerine” yazısının devamını oku

Darbukacı

Bir gün bir kadın çıkageldi Dedi bir yerlerden diye hatırlamıyorum şimdi Hakkını vermek gerek güzel kadındı Aklı da epey yer kaplardı zannımca Lakin kalbinin üzerinde beş perde oyun vardı Ne ben oynattım, ne o oynadı Taktığım paraları hep darbukacı çingen topladı

O Kadar

Oturmuşum bir koltuğa kafenin, semtin, şehrin, ülkenin birinde, dünyanın herhangi bir yerinde ve durmaksızın var olmaya çalışıyorum. Ne denli yorucu bir eylem olduğunu bilenler vardır elbet, ancak onlara şunu söyleyebilirim; inansınlar ki var olmamak çok daha yorucu. Yıllarca bir hayalet gibi dolaştım arasında bir çok cismin, insanın ve hiçbiri ellerimin soğuk olduğu dolayısıyla bir hayalet“O Kadar” yazısının devamını oku