Jose Mauro De Vasconcelos

Belki böylesi daha iyiydi ama, ‘Vaftiz Babam’ şeytan, beni avcuna aldı mı, yaramazlık yapmaktan güzel şey olamazdı… (s.25) Ve öyle korkunç bir acı vardı ki bu gözlerde, ağlamak istese bile ağlayamazdı. (s.52) “Estefania Pinage de Vasconcelos”, “Pinage!” diye yinelerdim. “Annem bir Kızılderili ailesindendir.”, Bununla göğsüm kabarıyordu, çünkü okulda Kızılderili adı taşıyan tek çocuk ben olmalıydım.“Jose Mauro De Vasconcelos” yazısının devamını oku

Friedrich Nietzsche

Bir zamanlar tanrıya küfretmekti en büyük küfür, ama tanrı öldü ve böylelikle bu kâfirler de öldü. (s.7) Severim kendi erdeminden kendi tutkusunu ve kendi kara talihini yaratanı: böylece ancak erdemi uğruna yaşamak ister o ve artık yaşamak istemez.(s.9) Saygı duy otoriteye ve itaat et, hatta kör topal otoriteye bile! Bunu gerektirir iyi uyku. Ne gelir“Friedrich Nietzsche” yazısının devamını oku

Emil Michel Cioran

Özgür olmak, çılgınca özgür olmak isterdim. Ölü doğmuş bir çocuk kadar özgür.(s.14) Uzun zamandır, oldum olası, bu dünyanın bana lazım olmadığının ve buraya alışamayacağımın bilincindeyim. Boş bir manevi gurur kırıntısına kapılmam ve varoluşumun bana bozulmuş ve yıpranmış bir mezmur gibi görünmesi işte bundan, sadece bundan dolayıdır.(s.20) Yaptığımız şeye ya da başkalarının yaptığı şeye inanmak bir“Emil Michel Cioran” yazısının devamını oku

Jose Saramago

İyiliği ve kötülüğü öğrenen insan tanrıya benzedi. (s.18) Ödlek olmaktansa deli olmak daha iyidir. (s.21) …çünkü sonuçta bizler yolcuyuz ve yol boyunca ilerliyoruz. Hepimiz, bilgili olduğumuz kadar cahiliz de. (s.41) Ayrıca, o dönemde de bilindiği gibi, ten son derece zaaflıdır, üstelik bu hiç de onun hatası değildir; çünkü, ilke olarak görevi bütün kışkırtmalara karşı engel“Jose Saramago” yazısının devamını oku

Peyami Safa

Arkamdan bir şehir kaçıyor. Dizlerimde bir kerpeten. (s.45) Nüzhet bana yalan söyledi. (s.52) Dünyanın hiçbir Nüzhet’i yalan söylememelidir. (s.53) Hayatımda büyük bir devrin kapandığı, korkunç yarına ilk adımı attığım an. Felaketlerimin başladığı saniyeyi tanıyorum. Hiç aldanmam. (s.77) Denizde, dalgalar arasında boğulacağını anladıktan sonra hiçbir hareket yapmayarak kendilerini suya salıverenler ve felaketi bir an evvel isteyenler“Peyami Safa” yazısının devamını oku

Sabahattin Ali

İnsan bir şey yapmalı, öyle bir şey ki… Yoksa hiçbir şey yapmamalı. (s.14) Ne kimse beni teselli etmeli, ne de ben kimseyi… Riyakârlık tesellide son haddini bulur. (s.66) Birbirimize rastlamadan evvelki hayatımız sahiden birbirimizi aramaktan başka bir şey değilmiş… Ne aradığımızı bilmeden aramak… (s.109) İçimizdeki Şeytan (Yapı Kredi Yayınları,41.Basım)

Carl Gustav Jung

Nasıl ki sosyal bir varlık olarak insan uzun vadede toplumla bağı olmadan yaşayamazsa, birey de dış faktörlerin yıkıcı etkisini göreceli olarak azaltabilen dünya ötesi bir prensip olmadan hiçbir zaman varoluşu ve spiritüel ve ahlaki özerkliği için gerçek bir neden bulamaz. (s.46) …insan kendisi için bir muammadır. (s.58) İdeal bir anlama her iki tarafın da diğerinin“Carl Gustav Jung” yazısının devamını oku

Stefan Zweig

…henüz birkaç yıl önce korkunç Attila’yı Roma’ya kıymaması için olağanüstü bir şekilde ikna etmişti ve dinsiz Hun, ricasına aklı almaz rica göstermişti. (s.4) Ben seçmemeliyim. Kura çekelim. Doğru kişiyi Tanrı belirlesin. (s.52) Gömülü Şamdan (İş Bankası Yayınları, 2018) Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti“Stefan Zweig” yazısının devamını oku

Anton Çehov

Gökyüzüne bakıp da kuyruklu piyanoya benzeyen şu bulutun süzülüp gittiğini mi gördüm; hemen, bir hikâyemin bir yerine gökyüzünden kuyruklu piyanoya benzeyen bir bulutun süzülüp gittiğin koymalıyım diye düşünürüm. (s.41)İnsanlar okuyor sonra: “Hiç de fena değil, hoş, ilginç… Hoş ama Tolstoy nerde, bu nerde…” ya da “Pek hoş ama Turgenyev’in Babalar ve Oğullar’ı daha güzeldi.” Yani“Anton Çehov” yazısının devamını oku

Albert Camus

İnsanın bir tek annesi olur. (s.12) Bunun budalaca bir düşünce olduğunun farkındayım zira burada peşinde oldukları gülünç bir şey değil, cinayetti. Mamafih ikisi arasındaki fark öyle büyük de değildi, neyse, o an aklımdan bu geçti işte. (s.78) Zil bir kez daha çalıp odanın kapısı açılınca, bana doğru kabarıp gelen salondaki sessizlik oldu, sessizlik ve genç“Albert Camus” yazısının devamını oku